GİRİŞ

Tevhid inancını insanlara tebliğ etmiş olan tüm peygamberler, üstün ahlakları ve samimi imanlarıyla çok mübarek kimselerdir. Allah Nahl Suresi'nde elçilerini yaşadıkları toplumda tevhid inancını tebliğ etmeleri için görevlendirdiğini şöyle bildirmektedir:
Andolsun, Biz her ümmete: "Allah'a kulluk edin ve tağuttan kaçının" (diye tebliğ etmesi için) bir elçi gönderdik… (Nahl Suresi, 36)
Ancak peygamberlerin ardından tevhid inancı zaman içerisinde insanlar tarafından tahrif edilerek değiştirilmiştir. Her bozulma ve dejenerasyonun sonucunda Allah toplumlara ayetlerini okuyacak ve onları ahiret gününe karşı uyaracak yeni bir elçi göndermiş, insanları yeniden tevhid inancında birleştirmiştir. Hz. İsa da Hz. Musa'nın getirdiği vahyin tahrif edilmesinin ardından, insanları Allah'ın birliğine çağırmak, O'ndan başka ilah olmadığını tebliğ etmek için gönderilmiştir. O, Hz. Musa'nın getirdiği hak dini dejenere edip bozan İsrailoğullarını, bağnaz geleneklerinden uzaklaşıp, batıl inanışlarını terk etmeye ve sadece Allah'a teslim olmaya çağırmıştır. Ayetlerde Hz. İsa'nın İsrailoğullarına tebliği şu şekilde bildirilir:
İsa, açık belgelerle gelince, dedi ki: "Ben size bir hikmetle geldim ve hakkında ihtilafa düştüklerinizin bir kısmını size açıklamak için de. Öyleyse Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Şüphesiz Allah, O, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir; şu halde O'na kulluk edin. Dosdoğru yol budur." (Zuhruf Suresi, 63-64)
"Benden önceki Tevrat'ı doğrulamak ve size haram kılınan bazı şeyleri helal kılmak üzere size Rabbinizden bir ayetle geldim. Artık Allah'tan korkup bana itaat edin. Gerçekten Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O'na ibadet edin. Dosdoğru olan yol işte budur." (Al-i İmran Suresi, 50-51)

Hz. İsa tebliğ görevini yerine getirmeye başladığında Hz. Musa'nın hükümlerinden uzaklaşan Yahudi din önderleri kendi yorumlarıyla, yeni haram ve helaller oluşturmuş, şekilci ve bağnaz bir din meydana getirmişlerdi. Öyle ki, Allah'ın Resulü Hz. İsa insanları iman etmeye ve batıl geleneklerini terk etmeye çağırdığında ona alaycı sözlerle ve düşmanca bir tutumla karşılık verdiler:
Meryem oğlu (İsa) bir örnek olarak verilince, senin kavmin hemen ondan (keyifle söz edip) kahkahalarla gülüyorlar. Dediler ki: "Bizim ilahlarımız mı daha hayırlı, yoksa o mu?" Onu yalnızca bir tartışma-konusu olsun diye (örnek) verdiler. Hayır, onlar 'tartışmacı ve düşman' bir kavimdir. (Zuhruf Suresi, 57-58)
Ancak artan engellere rağmen, özellikle de fakir halkın arasında Hz. İsa'ya inananların sayısı hızla artmıştır. Hz. İsa'yı ve tebliğini engellemek için Roma İmparatorluğu'nun zalim yöneticileriyle bazı Yahudi din adamları tuzak kurmuşlar ve en sonunda da Hz. İsa'yı çarmıha gererek öldürmeye karar vermişlerdir. Rabbimiz'in onların bu girişimlerine verdiği karşılık Kuran'da şöyle haber verilir:
Onlar (inanmayanlar) bir düzen kurdular. Allah da (buna karşılık) bir düzen kurdu. Allah, düzen kurucuların en hayırlısıdır. (Al-i İmran Suresi, 54)
Rabbimiz Hz. İbrahim'i ateşten kurtardığı gibi Hz. İsa'yı da düşmanlarının tuzağından kurtarmıştır. Onu öldürmek isteyenlerin sinsi tuzaklarını bozmuş ve bu kutlu insana zarar vermelerini engellemiştir. Ayetlerde bu gerçek şu şekilde bildirilir:
Ve: "Biz, Allah'ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa'yı gerçekten öldürdük" demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.) Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara (onun) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiçbir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler. (Nisa Suresi, 157)
Ayetlerde bildirilen gerçek çok açıktır. Yahudilerin kışkırtmalarıyla Hz. İsa'yı öldürmeye çalışanlar bunda başarılı olamamışlardır. Kuran'ın diğer ayetlerinde de haber verildiği gibi Hz. İsa ölmemiştir ve Allah Katı'nda diridir. Allah'ın Kuran'da Hz. İsa'ya kurulan tuzakların bozulduğunu bildirmiş olması da, Hz. İsa'nın Allah Katı'nda diri olduğunun önemli delillerinden biridir. Kurulan tuzak Hz. İsa'yı öldürmektir, bu tuzağı ise Rabbimiz bozmuştur. Hz. İsa'yı öldürdüklerini öne sürenlerin bu konudaki iddiaları sadece bir zandan ibarettir. Onlar Hz. İsa'yı çarmıha gerdiklerini zannederken, gerçekten bir başka kişiyi çarmıha germişlerdir. (Hz. İsa'nın hayatı ve Allah Katı'na alınışı ile ilgili detaylı bilgi için Bkz: Hz. İsa Ölmedi, Harun Yahya, Araştırma Yayıncılık, Mart 2004)
Ancak Hz. İsa'nın Allah Katı'na alınışının ardından Hıristiyanlık zaman içinde üçleme inancıyla dejenerasyona uğramıştır. Hz. İsa'nın getirdiği muvahhid dinin özelliklerini, onun dünyada bulunduğu sürece yaşadıklarının bir kısmını ve Allah Katı'na alınışını, Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) aracılığıyla tüm insanlara gönderilen ve kıyamete kadar geçerli olan Kuran'dan öğrenebiliriz. Unutulmamalıdır ki Kuran, içindeki sözlerin değiştirilmesinin (Allah'ın dilemesi dışında) mümkün olmadığı hak bir kitaptır. Allah Kuran'ın bu özelliğini; "Rabbinin sözü, doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır. O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, işitendir, bilendir." (En'am Suresi, 115) ayetiyle bildirmektedir.
Kuran'da Hz. İsa'nın Allah'ın oğlu değil, (Allah'ı tenzih ederiz) Allah'ın peygamberi olduğuyla ilgili birçok açıklama yer almaktadır. Bu açıklamalardan bazıları şöyledir: